KTSO da Tarımın Sorunları Ele Alındı

Karacabey Ticaret ve Sanayi Odası’nın tarım, hayvancılık, tohum, zirai ilaç faaliyetleri ile iştigal eden 1.Meslek Grubu’nun organizasyonu ile gerçekleştirilen “Karacabey’in Bitkisel Üretim Sorunları ve Çözüm Önerileri” konulu toplantısı Oda konferans salonunda gerçekleştirildi.   Toplantıya, Bursa Milletvekili Önder Matlı, Bursa İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdür Yardımcıları, Karacabey Ziraat Odası Meclis Başkanı ve üyeleri, Sulama Birlikleri, Karacabey Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Üyeleri, Sivil Toplum Kuruluşları ve Siyasi Parti Temsilcileri ve çok sayıda çiftçi katıldı.   Toplantının açılış konuşmasında KTSO Yönetim Kurulu Başkanı Naci Güncü, katılımcılara teşekkür ederek başladığı konuşmasın da “Karacabey’in Bitkisel Üretim Sorunları ve Çözüm Önerileri” konulu toplantımızda İlçemizin tarımsal sorunlarını ve çözüm önerilerini gündeme getirmeyi hedefliyoruz, bu toplantıyı organize eden 1.Meslek Grubu Üyelerimize gönülden teşekkür ediyorum.  Ekim deseninin oluşturulması, elektrikli sulamanın yaygınlaştırılması, yakıt giderleri gibi daha birçok sorunu olan çiftçimizin ve köylümüzün yaklaşan yerel seçimle birlikte Büyükşehir kapsamına girecek olan İlçemizde yeni bir vizyonu, yeni bir söylemi olması gerektiği görüşündeyim.   Bizim bu toplantıyı düzenleme amacımız yıkıcı eleştirilerden ziyade, sorunlarımızı önem sırasına göre belirleyerek yapıcı çözüm önerilerinde bulunmak olmalıdır. Bu toplantı sonucunda ortaya çıkacak tespitlerin en yüksek karar alıcılara iletileceğini bilmenizi isterim.   Değerli katılımcılar, benden sonra söz alacak Sayın Ziraat Odası Meclis Başkanım, üreticilerimizin sorunlarına ayrıntılı olarak konuşmasında yer verecektir. Sayın vekilimizin konuşmalarına müteakip sizlerin de katılımıyla soru-cevap bölümü başlayacaktır. Ben bu vesile ile hepinize teşekkür ediyor verimli bir toplantı olmasını temenni ediyorum.” dedi   Katılımcıları selamlayarak konuşmasına başlayan Karacabey Ziraat Odası Meclis Başkanı Nuri Karaca “600.000 dekar toplam tarım arazisinin 400.000dekarında sulu ve konvansiyonel tarım yapılan İlçemiz Türkiye de 5. , Bursa da ise 1. Sırada yer almaktadır. Ana ürünler domates ve mısırın dışında narenciye ve fındık hariç olmak üzere tüm ürünler yetiştirilmektedir. Çiftçi yapısının küçük ve orta büyüklükte olması rasyonel olarak görülmese bile istihdama katkı sağlamaktadır. İlçemizin tarımsal sorunlarını şu başlıklarda sıralayabiliriz;              Ana ürünlerden endüstri amaçlı yetiştirilen domates konusunda iddialıyız. 2013 yılında 90.000dekar alanda 1 milyon ton civarında domates hasat edildi. Bu rakamı hastalıklara rağmen iklim şartlarının elverişli geçmesi ile mümkün oldu. Yaklaşık dekar başına 10 ton olan üretim ABD de ortalamanın 8 ton olduğu düşünülürse topraklarımızın kalitesini ve çiftçimizin başarısını ispat etmektedir. Bununla birlikte 90.000dekar ekim alanı çiftçimizin aleyhine olmuştur. Sanayinin ihtiyacı olan domates 50.000 dekar da yapılacak üretim ile karşılanabilecekken oluşan arz fazlası ürünlerin satışını zorlaştırarak fiyatların düşmesine ve çiftçimizin gelir kaybına neden olmuştur. Bu hususta özellikle TİGEM’e ait arazilerin domates ekimi için icara verilmesinin önlenmesi gerekmektedir.              Dane mısır 15 yıldır üretilen ve ihtisaslaştığımız üretim ile bu yıl 1,5 ton ortalama ürün ile 100.000 dekar olarak sonuçlanmıştır. Oldukça önemli olan bu rakamlar tarımda ileri olan Çukurova bölgesinde 1,2 ton olduğu göz önünde tutulursa topraklarımızın bereketi ve çiftçimizin gayretini göstermektedir.     400.000 dekar sulamalı tarımın yapıldığını belirtmiştim. Burada sulama maliyetlerinin yüksekliği çiftçimize yük olmaktadır. Bununla ilgili olarak kolaylıklar sağlanması gerekmektedir. Ayrıca sol sahil olarak adlandırdığımız M.K.Paşa sathında yer alan topraklarımızda Bor sorunu yaşanmakta ve gün geçtikçe de bu sorun artmaktadır. Bir diğer husus ise sözleşmeli tarım alanında çiftçilerimizin özellikle tohumluk mısır üretiminde yaşanan sorundur. Firmalar, çıkan yasalara ve tüm ısrarlarımıza rağmen yapılan sözleşmelerin bir nüshasını çiftçimize, bir nüshasını da İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’ne teslim etmemekte, ayrıca sözleşme esnasında alınan açık senetler nedeniyle istenmeyen durumların yaşanmasına sebebiyet vermektedirler.   Bitkisel üretim alanına girmemekle birlikte burada bir özeleştiride yapmak istiyorum. Yasal zemin varken biz halen Kırmızı Et Üreticileri Birliği oluşturamadık. Bunu bir an önce hayat geçirmeliyiz. Üreticimizin menfaatine olacak bu yapı için hep birlikte çalışmalıyız.   Bu yıl 10 milyar liraya yaklaşan desteklemelerin büyük kısmı çok büyük işletmelere gitti bunlar aslında sektör dışında faaliyet gösterip özellikle bu desteklerden yararlanmak için hayvancılıkla uğraşmaya başladılar. Köylerde ise durum tam tersine değişmeye başlamış hayvancılık yapılamaz duruma gelmiştir.   Bir diğer sorun ise toplulaştırma sorunudur. 2008 yılında alınan karar ile M.K.Paşa’da 11 köy bizim isi Bakırköy ve Uluabat köylerimizi kapsayan toplulaştırma kararı uygulanamamış ve zaman aşımı süresi başlamıştır. Hal böyleyken Otoyol güzergâhında olan 13 köy ve 4 mahallemiz için ihaleler yapılmış, projeler tamamlanmış ve faaliyetler başlamıştır. Bu projede çok dikkatli olunması, çiftçilerimize verilecek hazine yerlerinin tarıma elverişli olması önemli olup çiftçilerimizin mağduriyet yaşamaması için gereklidir.   Artık çiftçimizin kronik sorunu haline gelen mazot ve gübre fiyatlarının yüksekliği ve sürekli gelen zamlar gerçekten çiftçimizi ezmektedir. Her ne kadar yetkili ağızlardan mazot konusunda herhangi bir indirim olmayacağı açıklamaları gelse de biz fiyat artışlarının mazottan ziyade benzine yapılması gerektiğine inanıyoruz, çünkü mazot hem çiftçimizin hem nakliyecimizin kullandığı en önemli gider harcaması olmaktadır. Beş altı tane firma gübre üretim ve ithalatını kontrol etmekte, üretim sezonu başlangıcında fiyatları artırıp atıl zamanlarda ise düşürüyor çiftçimizin girdi maliyetlerini yükseltiyorlar. Pankobirlik, Tarım Kredi Kooperatifi ve Trakya Birlik Kooperatifi sayesinde  çiftçimizin eli bir nebze rahatlıyor. Biz bu kurumların daha etkin çalışabilmeleri için desteklenmelerini istiyoruz.   Her nekadar sektörümüz dışında yatırımcılar olsa da kurulan hayvan çiftlikleri özellikle yem bitkileri ihtiyacını çiftçilerimizden karşılamaktadır. Artan bu talep çiftçimize ekonomik katkı sağlayacaktır.   Piştikoz olarak adlandırdığımız bölgede buğday tarımı bitmek üzeredir. Gerek verim düşüklüğü gerekse hastalıklar buğday tarımını önlemektedir. Bu bölgemiz için alternatif ürünlerle (Kanola, yem bezelyesi gibi) ilgili çalışma yapılmalıdır.   Ben son olarak sektörümüzün stratejik bir sektör olduğunu belirtiyor tüm siyasileri, odaları, birlikleri el ele vererek ortak çalışmaya davet ediyorum.” Dedi.   TBMM Tarım Komisyonu Üyesi Milletvekilimiz Önder Matlı, “Nejat Bey ve Naci Bey başta olmak üzere bu toplantının hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Tüm katılımcıları gönülden selamlıyor ve saygılarımı sunuyorum” diyerek başladığı konuşmasına şu şekilde devam etti. “ Biz her fırsatta tarıma vurgu yapıyoruz ve tarımı siyaset üstü olarak devlet politikası olarak görüyoruz. Öncelikle şunu belirtmek isterim dünyanın farklı yerlerini görme imkanımız oldu ve buralarda hayatından çok memnun olan çiftçi görmedik, bize düşen sorunların çözümüne elbirliği ile katkı sağlamak, istikrar ortamını korumak. Evet, 2002 yılında göreve geldiğimizde tarım alanında dünyanın en büyük 11. Ülkesiyken bugün 7. Ülkesi olduk, ABD, Çin, Brezilya gibi kıta büyüklüğünde tarım yapan ülkeler düşünüldüğünde bu oldukça önemlidir. Yine 2002 de Avrupa Birliği’nde 4. Sırada yer alırken bugün FAQ nun verileriyle 1.sırada yer alıyoruz, GSMH 2002 de 23,7milyar dolardan bugün 62 milyar dolara ve tarıma dayalı ihracatımız 4 milyar dolardan bugün 16 milyar dolar seviyelerine geldi. Ülkemizde tarım sektörü, net dış ticaret fazlası veren tek sektördür. Bir taraftan maalesef tarım alanlarını kaybediyoruz, tarım alanlarının imara açılması bu durumu çok etkiliyor, diğer yandan ise artan nüfusumuz ve artan refah seviyesi ile birlikte tüketim talebi yükseliyor. Bu dengeyi ancak verimlilik ile kurabiliriz, doğru desteklemeler ve politikalar ile sağlayabiliriz. Artık 90lı yıllar gibi kredi faizleri yüksek değil 2002 yılında %60 olan faiz oranları bugün bazılarında % 0 bazılarında % 7,5 bu manada çok önemli işler başarıldı. Sağlanan bu istikrar ortamında Tarım Kanunu, Üretici Birlikleri Kanunu, Tarım Sigortaları Kanunu, Mera Kanunu, Yem Bitkileri Kanunu gibi birçok kanun çıkarılarak tarım alanında yapısal reformlar yapıldı. Burada benimde öncelikle takip ettiğim ve her mecrada dile getirdiğim Miras Kanunu ile ilgili çalışmalarda sona geliniyor, kanun taslağı Meclis Başkanlığına havale edildi. Oldukça önemsediğim bu kanun ile tarımımızın yapısal problemi olan arazilerin parçalanmasının önüne geçilebileceğine inanıyorum. Türkiye de ortalama 55 dekar olan kişi başı tarım arazisi dağılımı Avrupa Birliği ülkelerinin birçoğunda 500 dekar tüm AB ülkelerinin ortalaması ise 170-180 dekar civarında, bu durumu düzeltmek için Miras Kanunu’nu çok önemsiyorum. Parsel büyüklüğünün 7-8 dekar olduğu bir ortamda verimlilik olamaz, akaryakıt fiyatları AB ülkelerine göre bizde daha pahalı ama arazi büyüklüğü burada ön plana çıkıyor, gerek akaryakıt gerekse tarım araçlarının etkin kullanılması imkânsız hale geliyor. Bu yüzden hep birlikte Miras Kanunu’na sahip çıkmaklayız birlikte çalışmalıyız. Toplulaştırma konusu çok önemli; 1960lı yıllardan 2002 yılına kadar 450.000hektar alanda toplulaştırma yapılmış, 2002den 2013e kadar 4.000.000hektar alanda toplulaştırma yapılmış bu rakamlar bizim bu konuya verdiğimiz önemi gösteriyor, her yıl 1.000.000 hektar arazinin toplulaştırılması yine hedeflerimiz arasında. Sulanabilir alanların arttırılması için Orman ve Su İşleri Bakanlığımız ciddi manada çalışıyor. Tarımda sürdürülebilirliği ancak bu sayede sağlayabiliriz. İlçemizde ki toplulaştırmalar hakkında yanlış anlaşılmaları önlemek için daha önce bir toplantı düzenlemiş ve bu konuda gerekli açıklamaları yapmıştık, bir kez daha belirtiyorum, toplulaştırmada hiçbir vatandaşımız mağdur edilmeyecek ve gereken özen gösterilecektir. Toplulaştırmalar ile daha verimli tarımsal üretim yapılmasını umut ediyoruz, aile işletmelerimizin optimum işletme olmalarını sağlamak istiyoruz.   Desteklemeler hususunda da hükümetimiz döneminde ciddi artışlar oldu. 2002 de 1,8milyar olan rakamlar 2013 de 9,5milyara çıkarak 5kat arttı. Hayvancılık da 83milyon olan rakam 2,5 milyara çıkarak 30 kat arttı. 10milyon olan hayvan sayısı 13-14 milyona yükselirken en önemlisi bu sayının içindeki kültür ırkı %20den %40-50 civarına yükseldi böylece artan verimle süt üretimi 8,5milyon tondan 17 milyon tona yükseldi, bunlar çok önemli rakamlar. Tarımsal nüfusun yüksekliği dikkat etmemiz gereken bir diğer önemli konu, 10 yıl önce %35 olan bu oran bugün %23-24 seviyelerinde. ABD ve AB ülkelerinde bu oran %2 ile %5 arasında değişiyor, bu büyük nüfus tarım sektöründe sıkıntı yaratıyor biz sosyal politikalar ile destekleyerek tarım nüfus oranın olması gerek seviyelere getirmek için bir dizi çalışma yürüteceğiz, buradan gelen nüfusun işgücüne katılımını sağlamak, kent yaşamına adapte olmalarını ve özelikle sanayi alanında çalışmaları için gerekli eğitimleri sağlamak anlamında faaliyetler yürüteceğiz.   Bu genel değerlendirmelerden sonra Karacabey için şunları söyleyebiliriz. Öncelikle tarım alnında önemli bir potansiyelimiz var hem üretim merkezlerine hem de tüketim merkezlerine yakın bir coğrafyadayız, iklim ve bu konumumuz ile birlikte çok avantajlı bir noktadayız. Salçalık domatesin yarısı burada üretiliyor, mısır üretiminde gün geçtikçe bir atış gözlemliyoruz. Değişime ayak uydurmalıyız silajlık mısır ve yem bitkilerinin üretimine de ağırlık vermeliyiz.   Ben çok önemli gördüğüm bir hususu daha dile getirmek istiyorum. Yurtdışındaki gözlemlerimiz bize gösteriyor ki, üretici birlikleri çok daha güçlenmeli çok daha donanımlı hale gelmeli, üretilecek ürünlerden bunların pazarlanmasına kadar her alanda ön planda yer almalı. Örneğin ABD de faaliyet gösteren üretici birliklerinin tüm dünyada ofisleri var buralarda gerek ürün tanıtımı gerekse pazarlamasını yapıyorlar, bize Kaliforniya pirincini tanıttılar bizim firmalarımız baldo pirincin içine kırık pirinç ve diğer cinsleri karıştırıp satarken, aslında daha kaliteli olan bu ürün yerine tüketicilerimizin zihninde başka algılar oluştu. Aynı şekilde tüm dünyaya soya fasulyesini tanıttılar şimdilerde yem sanayinin vazgeçilmez hammaddesi olan bu ürünü tüm dünyaya pazarlıyorlar. Bizim birliklerimiz daha da güçlenir ve profesyonelleşirse ben inanıyorum ki yurtdışına açılacak gerek üretilen ürünlerin pazarlamasını yapacak gerekse talepler çerçevesinde yurtiçinde üretim yapılmasını sağlayacaklar.” Dedi   Söz alan Ova Köyleri Sulama Birliği Başkanı Sami Özseçen ise, sulama maliyetlerinin ürün maliyeti içindeki payının %3 olduğunu belirterek önemli olan tarlanın başından bitkinin köküne kadar olan kısımda maliyetlerin artmasıdır, bu ayrıma dikkat edilmesi gerekmektedir, kademeli pompaj sistemi ile sulama yapılan alanlarda doğal olarak enrji maliyetleri nedeniyle maliyet artmaktadır, bu alanlarda ekilecek ürünlerin doğru tespit edilmesi gereklidir dedi,   Katılımcıların soruları ve verilen cevapların ardından tamamlanan toplantıda şu hususlar ön plana çıktı.   ·         Kapalı sulama sistemine geçilmesi için gerekli çalışmalar yapılmalı ·         Ürün çeşitliliğinin artırılarak, yem bitkilerinin ara ürün olarak üretilmeye başlanması ·         Üretici birliklerinin kurumsal kapasitelerinin güçlendirilmesi, ·         Miras Kanunu’nun ivedilikle çıkması, ·         Çiftçilerin tarım ve teknoloji alanında yaşanan gelişmelere uyumu için eğitim ve danışmanlık faaliyetleri yürütülmesi ·         Verimliliğin arttırılması yönünde çalışmalar yürütülmesi

HIZLI ARAMA

HIZLI LİNKLER

KTSO Kart Kazandırıyor

Karacabey TSO Etkinlik Takvimi

Karacabey ve KTSO Tanıtım Filmi

Googler Anket

Yörex Fuarı

Kolay İhracat Platformu

Yetenek Kapısı

TOBB 100

İşbaşı Eğitim Programı

World Halal Summit

Ufuk 2020